Microsoft Circular Centers: Azure Donanımının İkinci Hayatı
Bulut altyapısının her yeni nesli iki işi birden getiriyor: daha yetenekli sistemleri hızla devreye almak, yerini aldıkları donanımı sorumlu biçimde yönetmek. Microsoft’un Azure blogunda Alistair Speirs imzasıyla yayımlanan yazı bu ikisinin nasıl birlikte yürütüldüğünü anlatıyor. Aynı datacenter alanından ve aynı güç bütçesinden daha fazla hesaplama kapasitesi çıkıyor, hizmet dışı kalan ekipman da bileşen ve malzeme olarak tedarik zincirine geri dönüyor; müşteri tarafında görünen sonuç bu.
Yaşam döngüsü tasarımla başlıyor
Microsoft’a göre süreç silikon, sunucu, ağ ve datacenter tasarımı aşamasında başlıyor, yani donanım emekliye ayrılmasından yıllar önce. Arada yıllar süren bir operasyon dönemi var. Ekipman aktif hizmetten çıktığında devreye Microsoft Circular Centers giriyor, donanımın bir sonraki faydalı ömrü de burada belirleniyor.
Galler’deki Newport ve Avustralya’daki Sydney tesislerinin eklenmesiyle ağ artık Kuzey Amerika, Avrupa ve Asya Pasifik’e yayılmış durumda. Bu merkezler bileşenlerin geri kazanılmasına, yeni altyapı için alan hazırlanmasına ve sistemde halihazırda bulunan donanım ile malzemeden daha fazla değer elde edilmesine yardımcı oluyor.
Her raftan ve her watt’tan daha fazlası
Altyapının, müşterilerin çalıştırmak istediği işlere ayak uydurması gerekiyor; bu da hesaplama kapasitesi artarken her datacenter’daki alanın ve gücün daha iyi kullanılması demek. Bugünün sunucuları, erken dönem genel amaçlı sistemlerle kıyaslandığında belirgin biçimde daha fazla işlemci çekirdeği, daha yüksek bellek kapasitesi ve daha geniş ağ bant genişliği sunuyor.
Microsoft’un paylaştığı iki rakam bu dönüşümü özetliyor:
- 2014’ten bu yana rafa düşen çekirdek sayısı yaklaşık 13 kat arttı.
- Aynı işi tamamlamak için gereken güç kabaca %90 azaldı. Erken sistemlerde yaklaşık 100 watt tüketen kod derleme gibi bir iş yükü bugün 10 watt’ın altında tamamlanabiliyor.
Bu verilerin kaynağı olarak, genel amaçlı hesaplama altyapı iş ortakları ile Cobalt’ın birleşik ortalama verileri üzerinden yapılan Microsoft iç analizi gösteriliyor. Ölçümlerde SPEC CPU sonuçları ve endüstri standardı kullanım indirimi gibi sektör ölçütleri kullanılmış. Yani genel bir eğilimi anlatan toplu rakamlar bunlar, tek bir SKU veya tek bir iş yükü için birebir garanti değil.
Hesaplama yoğunluğu arttıkça aynı datacenter alanı içinde müşteri iş yüklerine daha fazla sunucu kapasitesi ayrılabiliyor. Her raftan daha fazla faydalı iş çıkarmak, bulut ve yapay zeka talebi büyürken kaynak verimliliğini de iyileştiriyor.
Azure Cobalt örneği
Yazıda bu sistem yaklaşımının somut örneği Azure Cobalt. Microsoft’un kendi tasarladığı bu bulut işlemcisi silikon, sunucu, ağ, depolama ve yazılımın birlikte optimize edilmesine imkan veriyor. Microsoft’un aktardığına göre Cobalt 200, Cobalt 100’e kıyasla %50’ye varan daha yüksek performans sunuyor ve en güncel Microsoft güvenlik, ağ ile depolama teknolojilerini barındırıyor.
Hizmetten çıkan donanıma ne oluyor?
Yeni nesil bulut ve yapay zeka altyapısı devreye alındıkça eski donanım kademeli olarak hizmet dışına çıkıyor. Microsoft, geçen yıl hizmetten çıkarılan sunucu ve bileşenlerde %92 yeniden kullanım ve geri dönüşüm oranına ulaştığını belirtiyor.
Ancak bu ölçekte bir sunucuyu emekliye ayırmak, parçaları doğru geri dönüşüm kutusuna atmaktan ibaret değil. Her sunucunun güvenli biçimde devre dışı bırakılması, veri taşıyan bileşenlerin silinmesi gerekiyor. Sonra karar sırası geliyor: sistem bütün olarak başka bir amaca hizmet edebilir mi, işlemci, bellek ve diğer bileşenler başka yerde çalışmaya devam edebilir mi, hangi malzemeler tedarik zincirine geri dönebilir?
Microsoft Circular Centers bu kararları datacenter operasyonlarının bir parçası olarak yönetiyor. Yazıda sıralanan “sonraki hayat” seçenekleri şöyle:
- Bütün sistemler Microsoft laboratuvarlarında ve eğitim ortamlarında kullanılabiliyor.
- Okullara ve üniversitelere teknik beceri eğitiminde destek olabiliyor.
- Kullanıma devam etmek üzere nitelikli alıcılara satılabiliyor.
- Bileşenler, başka sistemler için yedek parçaya dönüşebiliyor.
- Yeniden kullanım mümkün olmadığında malzemeler geri dönüştürülüyor.
Bağlı bir küresel ağ ve otomasyon
Circular Centers tekil tesisler olarak değil, birbirine bağlı küresel bir ağ olarak çalışıyor. Galler ve Avustralya’daki son açılışlarla birlikte Kuzey Amerika, Avrupa ve Asya Pasifik genelinde sekiz merkez faaliyette. Ağ da büyümeye devam ediyor, sırada Teksas’ın San Antonio şehrinde planlanan yeni bir merkez var.
Microsoft ayrıca döngüsel operasyonların verimliliğini ve ölçeğini artıracak teknolojilere yatırım yaptığını söylüyor. Robotik demontaj ve otonom malzeme taşıma gibi yapay zeka destekli otomasyon girişimleriyle bileşen ve malzeme geri kazanımının hızlandırılması hedefleniyor.
Azure kullanıcısı için anlamı
Bulut ve yapay zeka talebi büyüdükçe altyapı yaşam döngüsünün her adımı daha çok ağırlık taşıyor. Microsoft’un çerçevesinde iki hedef birlikte yürüyor; her raftan ve her watt’tan daha fazla hesaplama elde etmek, her sunucu ve bileşenden daha fazla değer çıkarmak. Circular Centers, sorumlu geri kazanımı Azure’un büyüme biçiminin parçası haline getiriyor, temel altyapı yenilenirken yeni kapasite de bu döngünün üzerine kuruluyor.
Uygulama tarafında bunun doğrudan karşılığı daha yoğun ve verimli nesillere geçiş. Yazıda, mevcut iş yüklerini güncel Azure altyapısına taşımak isteyenler için geçiş ve modernizasyon kaynakları da öneriliyor.
Kaynaklar ve İleri Okuma
- Responsible infrastructure at hyperscale: Managing the full lifecycle of Azure hardware (orijinal yazı, Alistair Speirs)
- Microsoft Circular Center sanal turu
- Azure Cobalt 200 VM’leri ve %50 performans artışı
- Microsoft’un silikondan sisteme Azure altyapı yaklaşımı
- Circular Centers ve bulut tedarik zinciri sürdürülebilirliği
- Microsoft Çevresel Sürdürülebilirlik Raporu
- Azure geçiş ve modernizasyon çözümleri
- SPEC CPU 2017 sonuçları







Yorum gönder